Kılıçdaroğlu’nun 4 sorusuna Göçmen Sendikası Girişimi Avukatları’ndan yanıt

Mültecilere ilişkin iktidara 4 soru soran ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap Göçmen Sendikası Girişimi Avukatlarından geldi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mültecilerle ilgili iktidara 4 soru yönelterek, “Saray ve şürekasından yanıtları hala bekliyorum!” demişti. Mültecilerin hedef haline geldiği, tartışmaların odağında olduğu bu günlerde Kılıçdaroğlu’nun soruları tartışmayı büyüttü. İktidar “Hiçbir yere gitmeyecekler” cevabını verirken Göçmen Sendikası Girişimi Avukatları soruları tek tek yanıtladı.

Kılıçdaroğlu şu soruları sormuştu:

  • Sığınmacıların gerçek kimlik bilgilerini ispatlamalarını talep ettiniz mi?
  • Neden vatandaşlık dağıtıyorsunuz, neye hazırlanıyorsunuz?
  • Vatandaşlık yaparken güvenlik soruşturması yapıyor musunuz?
  • Sınırlarımızdan kaçak geçişlere bilerek, neden izin veriyorsunuz?

Göçmen Sendikası Girişimi Avukatları bu soruları sosyal medya üzerinden “Göç politikaları ortada olan siyasilerin provakatif cevaplarına güvenmeden, göçmenleri seçim malzemesi haline getirenlere cevaben, soruların doğru yanıtlarını hukuksal zeminde cevaplıyoruz” diyerek yanıtladı.

Kılıçdaroğlu’nun “Sığınmacıların gerçek kimlik bilgilerini ispatlamalarını talep ettiniz mi? sorusuna ilişkin şu cevabı verdiler:

“İltica/koruma başvurularında, sığınmacıların “haklı zulüm korkusu” ile yaşadığı yerden ayrıldığını ispat etmesi beklenir. Ancak sığınmacıların çoğunlukla kimlik belgelerini yanlarına alamadan kaçtıkları unutulmamalıdır. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m. 69/3’e göre başvuru sahibinin kimlik belgesinin olmaması halinde, kişisel verilerinin karşılaştırılmasından ve araştırmalardan elde edilen bilgiler kullanılır. Bilgi edinilemezse, başvuranın beyanı esas alınır.

Suriye’den gelen sığınmacıların başvuruları ise Geçici Koruma Yönetmeliği’nde düzenlenir. Yönetmelik m. 21/2/c uyarınca, kimliğine ilişkin belge sunamayan yabancının, aksi ispat edilinceye kadar beyanı esas alınır. İç hukukun bu şekilde uyarlanması, uluslararası örf ve adet hukuku ve insan hakları hukukunda yer edinen “geri göndermeme ilkesi”nden kaynaklanır: Hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez”

İkinci soruya veriNeden vatandaşlık dağıtıyorsunuz, neye hazırlanıyorsunuz? diye soran Kılıçdaroğlu’nun ikinci sorusuna da şu yanıt verildi:

“Geçici Koruma Yönetmeliği m. 25 uyarınca, Suriye’den gelen geçici koruma kapsamındaki kişinin TR’de kalış süresi, ikamet izni toplamında dikkate alınmaz ve Türk vatandaşlığının genel olarak kazanılmasında başvuru hakkı sağlamaz.

Vatandaşlık, geçici ve uluslararası korumaya ilişkin veriler şeffaf olarak paylaşılmamaktadır. İçişleri Bak.’nın açıklamasına göre, 31 Aralık 2021’e kadar 84.152’si çocuk olmak üzere 193.293 Suriyeli TC vatandaşı olmuştur. Mart 2022 itibariyle geçici koruma statüsü kapsamında ülkemizde bulunan kişi sayısı ise 3 Milyon 754 bin 591’dir. İçişleri Bakanı’nın beyanının doğru olduğu kabulünde, vatandaşlık dağıtılmadığı ortadadır. Geçici koruma statüsüne sahip anadan doğan bebekler de geçici koruma kapsamına alınmaktadır.”

Güvenlik soruşturması

Kılıçdaroğlu’nun bir diğer sorusu da “Vatandaşlık yaparken güvenlik soruşturması yapıyor musunuz?” şeklindeydi. Avukatlar bu soruya da şu yanıtı verdi:

“Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik uyarınca, Türk vatandaşlığının genel olarak kazanılmasında, il emniyet müdürlüğünce soruşturma, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğünce de arşiv araştırması yapılır.

Yabancının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı soruşturulur.”

‘Sınırları kapatmak çözüm değildir’

“Sınırlarımızdan kaçak geçişlere bilerek, neden izin veriyorsunuz?” sorusu da şu şekilde cevaplandı:

“Geçici Koruma Yönetmeliği m. 7 uyarınca, ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil koruma bulmak amacıyla kitlesel veya kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma uygulanır.

Savaş devam ederken sınırlarımıza 900 kilometreyi aşkın yüksek duvarlar örülmektedir. Etkin bir koruma sistemi için çözüm duvar değil koruma sorumluluğunun bütün uluslararası aktörlerce adil şekilde paylaşımıdır. Uluslararası koruma yükümlülüğü bütün devletlerin üzerine vazifedir.

Mültecilerin ve geçici koruma altındakilerin sorunlarına kalıcı çözümler aranması Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği’nin görevleri arasındadır. BMMYK, uluslararası toplumu uzlaştırma ve yeniden yerleştirme konularında öncü olmalı ve çabasını artırmalıdır. Koruma sorumluluğunun yalnızca sınır devletlerine bırakılması, kapasite yetersizliğine, vatandaş ve sığınmacı arasındaki gerilimin tırmanmasına, insan hakları ihlallerine neden olmaktadır.

Sınırlarımızı kapatmak çözüm değildir, adil ve etkin politikaların işletilmesi, uluslararası toplumun her fırsatta iş birliğine çağrılması gerekir.”