‘İnfaz listesi’nde adı geçen Ferhat Tunç: Durumun son derece ciddi olduğunu söylemem mümkün

Avrupa’da yaşayan ve ‘infaz listesi’nde adı geçen isimler açıklamalarda bulundu. Konuya ilişkin konuşan Ferhat Tunç, “Durumun son derece ciddi olduğunu söylemem mümkün” dedi.

Yurt dışında yaşamak zorunda bırakılan, aydınlara ve sanatçılara yönelik saldırıların arttığı bir dönemde 12 Temmuz’da ‘Jitemkurt’ ve ‘Terörgerçekleri’ isimli sosyal medya hesaplarında bir liste dolaşıma sokuldu. 55 kişinin isminin yer aldığı listenin yayımlanmasının ardından gazeteciler Erk Acarer Almanya’da, Gökhan Yavuzel ise İngiltere’de saldırıya uğradı.

Gazeteci Celal Başlangıç ve listedeki diğer isimler bulundukları bölgenin polisleri tarafından can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle uyarıldı.

Saldırıya uğrayan, tehdit edilen ve listede isimleri olan aydın, sanatçı ve yazarlar; listeyi ve saldırıların arka planını Gazete Karınca’dan Mehmet Elma’ya değerlendirdi.

“Durumun son derece ciddi olduğunu söylemem mümkün”

Listede ismi olan Sanatçı Ferhat Tunç, Türkiye’nin öteden beri muhalif gazeteci, siyasetçi, aydın ve sanatçıların sistematik olarak baskı altında tutulduğu, susturulmak istendiği bir ülke olduğuna dikkat çekerek, 90’lı yıllarda JİTEM uygulamalarını hatırlattı.

Tunç, şunları söyledi:

“90’lı yıllarda JİTEM’in ölüm tehditlerinin hedefinde bir sanatçıydım zaten. Boyun eğmediğim ve her şartta direnmeyi seçtiğim için bugün sürgündeyim. Dolayısıyla burada da güvende olmadığımız gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu rejimin hafiyeliğine soyunmuş kişiler tarafından takip ediliyoruz anlaşılan. Son bir yıldır sosyal medya üzerinden ölüm tehditleri alıyordum zaten. Alman devletinin bu listeler nedeniyle uyarılarını dikkate almak gerekiyor. Durumun son derece ciddi olduğunu söylemem mümkün.”

“Bu listeleri hazırlayanların yazdıklarınızdan, fikirlerimizden ve sanatımızdan rahatsız oldukları görülüyor”

Erk Acarer’e yönelik saldırıya da değinen Tunç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Saldırıyı yapanların, ‘Yazmayacaksın lan!’ diye bağırması, saldırının arkasındaki güçleri ve infaz listelerini hazırlayanları açıkça ortaya koyuyor. Bu listeleri hazırlayanların yazdıklarınızdan, fikirlerimizden ve sanatımızdan rahatsız oldukları görülüyor. Şimdi onları çok daha rahatsız etmek göreviyle meşgul olduğumu söyleyebilirim.”

Tıpkı listede adı olan diğer isimler gibi kendisinin de Alman polisi tarafından bilgilendirildiğini aktaran Tunç, “Berlin’de Erk Acarer’e yönelik saldırıdan bahsedildi. Olayı bildiğimi söylediğimde, bana yönelik de böyle tehdidin olduğunu belirttiler. Bu konuda benimle iletişimde olacaklarını söylediler” dedi.

“Hakkımda açılan sayız dava ve aldığım hapis cezası nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kaldım”

“Kamuoyunda yaygın görüş, iktidarın bu tür kirli işlerde parmağının olduğu yönündedir. Mevcut iktidarın sessiz kalmak yerine, sorumluluğunun gereğini yapması gerekir” diyen Ferhat Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülkemizde toplumsal barışın sağlanması, gerçek demokrasinin yerleşmesi, temel insan hak ve özgürlüklerinin eksiksiz sağlanması ve hukuk devletinin tesis edilmesi için mücadele ettim ve bunun için bedel ödemiş bir sanatçıyım. Hakkımda açılan sayız dava ve aldığım hapis cezası nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kaldım. Burada da susmadım, elbette susmayacağım. Baskı ve tehditler karşısında geri adım atmadım. Bir sanatçı olarak bütün bu yaşadıklarımı sineye çekmek yerine, kamuoyuyla paylaştım. Sosyal medya üzerinden yaptığım programlardan rahatsız oldular. ‘Yazı yazmayacaksınız, sanat yapmayacaksınız, karşıt düşünce belirtmeyeceksiniz,’ diyorlar. Son bir kaç yılda da benim gibi çok sayıda insan, tek adam rejiminde kendini güvende hissetmediği ve aldığı hukuksuz hapis cezaları nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kaldı.”

“Suç duyurusunda bulunmanın bir karşılığı olacağına inanmıyorum”

Tehditler ve ‘İnfaz listesi’yle ilgili hukuki bir girişiminin olup olmayacağı konusundaki soruya ise Tunç şu yanıtı verdi:

“Türkiye bir hukuk devleti olsaydı bu sorunuzun bir yanıtı olurdu. Normal bir hukuk devletinde bu konu savcıları harekete geçirir zaten. Dolayısıyla suç duyurusunda bulunmanın bir karşılığı olacağına inanmıyorum.”

“Bir liste değil bin liste olsa da susmak mümkün mü?”

‘İnfaz listesi’nde yer alan Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) üyesi, Yazar ve Şair Gökhan Yavuzel ise, “Biz Avrupa’da olanlar adaletsizlikten, hukuksuzluktan kaçıp buraya gelmiş, devletsiz, yersiz ve kimliksiz insanlarız. Biz burada da konuşmayacaksak ya da daha az yazıp çizeceksek o zaman yaşamanın, sığınmamın bir anlamı yok” dedi.

‘İnfaz listesi’nde yer alanların kişilerin hükümete karşı muhalefet yaptıkları için haklarında tutuklama ya da yakalama kararı olan insanlar olduğunu hatırlatan Yavuzel, “Ee şimdi bu insanlar bu tutumlarından dolayı ülkesiz kalmış insanlar, bir liste değil bin liste olsa da susmak mümkün mü?” dedi.

“Yeni Akit ve Hadi Özışık’ın hedef göstermesiyle başladı”

Kendisine yönelik saldırıdan sonra bir soruşturma açıldığını ancak soruşturmanın henüz bir sonuca ulaşmadığını belirten Yavuzel, saldırıların 2017’de Yeni Akit ve Hadi Özışık’ın hedef göstermesiyle başladığını, 6 ay önce de tehdit telefonları aldığını belirtti.

Listelerin dolaşıma sokulduğu hesap kaynaklarının Türkiye uzantılı olduğunu da hatırlatan Yavuzel, Ahmet Nesin’in açıklamalarını da göz önünde bulundurarak Erdoğan’ın bizzat bu listeden haberinin olduğunu düşünmediğini söyledi.

Listedeki diğer isimlerle çeşitli temasları olduğunu da söyleyen Yavuzel, bu sürecin ancak dayanışma ile aşılacağını ifade etti.

“Bizden korkuyorlar çünkü biz haklıyız ve kazanacağız”

İnfaz listesinde olan bir diğer isim ise sosyal medyada yaptığı ironik eleştiriler ile hakkında birçok dava açılan @vartolu ismiyle bilinen Veysi Özer.

Yayımlanan ‘infaz listesi’nin yeni olmadığını vurgulayan Özer, uzun bir süredir sosyal medya ve telefonlar üzerinden tehdit edildiğini açıklarken, bu tehditlere boyun eğmedikleri ve eleştirel yayınlara devam ettiği için infaz listesinde ismi olduğunu söyledi.

Gelen tehditlerin birçoğunun AKP ve MHP’nin üst düzey çevrelerinden geldiğini de aktaran Özer “Paris’te katledilen üç Kürt siyasetçiye yapılan katliamın aynısını bana yapacaklarını yüzlerce kez dile getirdiler” dedi. Listelerden çok önce Fransız polisi tarafından uyarıldığını belirten Özer herhangi bir suç duyurusunda bulunmadığını ifade etti.

Hükümetin suskunluğuna da değinen Özer, “Hükümetin suskunluğu suçu üstlenip kabullenmesi anlamına gelmektedir” dedi ve şunları ekledi:

“Şu çok iyi bilinmeli ki listede olanların yüzde 90’ı her gün ölüm çemberinden geçen tehditlerden şantajlardan ölümden korkmadan bedenini demokrasiye, temel hak ve özgürlüğü adamış yürekli insanlardır. Faşizm güçlü olabilir imkan ve olanakları bizden kat kat fazla olabilir arkasında istihbarat ve kanlı kiralık katiller olabilir yine de bizden korkuyorlar çünkü biz haklıyız ve kazanacağız.”

Hrant Dink ve Rahip Santoro örneği

Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmenliği yaparken hakkında açılan davalar nedeniyle bir dönem tutuklanan ve daha sonrada Almanya’ya yerleşen Gazeteci Cevheri Güven ise bu tip listelerin, fanatiklere hedef almaları gereken kişileri işaret etmek için yayımlandığını söyledi.

Güven konuyla ilgili şunları söyledi:

“Türkiye’de geçmişte de benzer biçimde insanlar açıkça isimleri yayınlanarak hedef gösterildi sonra da katledildiler. Suikaste kurban giden Hrant Dink ve Rahip Santaro da önce Facebook’ta hedef gösterildi, ardından adresleri internete düşürüldüler. Erdoğan rejimi, Avrupa’da fanatik bir kitle oluşturabilmek için hayli emek verdi, para harcadı. Şimdi bunun karşılığını almak istiyorlar anlaşılan. Listeler yayınlandıktan sonra, Hadi Özışık hepimizi fotoğraflarımızı tek tek yayınlayarak vatan haini, terörist gibi lanse edip fanatiklerin radarına iyice soktu. Sonra da başka bir Twitter hesabı bulunduğumuz ülkeleri yayınladı. Yani hedefi iyice belirli hale getirip, fanatikleri de her geçen gün daha tahrik ederek işlerini kolaylaştırıyorlar.”

“Benim can güvenliğimden önce Türkiye sorumlu ancak iktidarın böyle bir sorumluluk hissetmediği açık”

Kendisini ziyaret eden Alman polisi tarafından ‘liste’ konusunda uyarıldığını belirten Güven devamında şunları söyledi:

“Alışmışlar yandaş ya da kontrollü muhalif gazeteciliğe. Yazdığım haberler ve ürettiğim videolar çok geniş kitlelere ulaşıyor. İktidarın üzerini örtmek istediği, yolsuzluk, hak ihlalleri, iç ve dış politikadaki fahiş hataları kamuoyuna anlattıkça, kamuoyunu bilgilendirdikçe iktidarın daha çok hedefi oluyorum. Suikast listesi uluslararası medyada onlarca habere konu oldu, Alman Parlamentosu’nda gündeme geldi, listenin varlığını Almanya kabul etti, daha pek çok gelişme oldu. Erdoğan iktidarının, dışişleri bakanlığının, güvenlik ve istihbarat teşkilatının sessizliği, yol veriyor olmaktan başka bir anlam taşımıyor. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyım. Benim can güvenliğimden önce Türkiye sorumlu ancak iktidarın böyle bir sorumluluk hissetmediği açık. Yok edilsek memnuniyet duyacaklarını düşünüyorum açıkçası.”

Güven tüm tehditlere rağman gazetecilik çizgisinden taviz vermeyeceğini ve tehdit altındaki diğer isimlerle dayanışma içinde olduklarını sözlerine ekledi.

Tıklayın: Gazeteci Erk Acarer evinde bıçaklı saldırıya uğradı

Tıklayın: Can Dündar’dan Türkiye analizi: 50 dolar verip bir gazeteci vurabiliyorsunuz

Tıklayın: Gazeteci Acarer’i hedef alan Soylu’ya zehir kullanmasını öneren Aydın hakkında soruşturma