Hüda Kaya: Bu halk size yetkiyi, kirli, suça bulaşmış, sapıkları koruyun diye vermedi

HDP Milletvekili Hüda Kaya mecliste yaptığı konuşmasında AKP’nin kirli çevrelerle ilişkisine değindi. Kaya AKP’ye seslenerek “Bu halk, yetkileri tek elde toplayıp kendiniz gibi düşünmeyenleri tehdit edin, toplumu mafyalaştırın, önünüze gelen her suça bulaşmış kirli, suçlu, sapık insanlarla fotoğraf çektirin, onların hakkını koruyun, onları özgür gezdirin, onlara dokundurtmayın diye size bu yetkiyi vermedi” dedi.

“Darbecilere karşıyız diye geldiler, yalanlarla yasaklarla yolsuzluklarla mücadele edeceğiz diye geldiler ama bugün darbe pratiğine sahip tüm kirli odaklar çevrelerle iş birliği yaparak bugün Türkiye’yi derin bir krizin ve uçurumun dibine götürdüler.

“İfşaatlar geldiğinde zaman hemen dış güçler konuşması, senaryoları başlıyor”

Ben şunu da ifade etmek istiyorum. Dışarıda halkımızın içindeyiz, toplumun içine giriyoruz; esnaflarla, pazarcılarla konuşuyoruz, halkımızla kadınlarla gençlerle işsizlerle esnafla konuşuyoruz. Derin bir çaresizlik, umutsuzluk, güvensizlik var toplum içerisinde. Özellikle de son günlerde iktidar üzerine, iktidarın yetkilileri üzerine bir zamanlar geçmişde de olduğu gibi o kirli çıkar ilişkisinde bulundukları çevrelerden kendilerini yönelik ifşaatlar geldiğinde zaman hemen dış güçler konuşması, senaryoları başlıyor tertemiz pirüpak gibi çıkıp konuşabiliyorlar.

“İnsan içine çıkamazlar diyorum ama bir geliyoruz ki maşallah dünyayı siz kurtarmışsınız”

Gerçekten şaşırıyorum ve ben hala ben şaşırabildiğime şaşırıyorum sizlerle, sizin yüzünüzden arkadaşlar. Toplumun içerisinde karşılaştığımız gerçeklerin içinden çıkıp Meclis’e geliyorum diyorum ki ya herhalde bu kadar kirli, bu kadar derin, bu kadar çirkin ifşaatlardan sonra herhalde bu hafta hiçbir tanesi çıkıp başını kaldıramaz, konuşamaz, insan içine çıkamazlar diyorum ama bir geliyoruz ki maşallah dünyayı siz kurtarmışsınız, Türkiye’ye de çağ atlatmışsınız. Türkiye’de haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik kalmamış. Türkiye’de işsizlik yoksulluk yok, yalan yok, iftira yok, özgürlük sorunu yok, hapishanelerde insanlar kırım kırım kırılmıyor, hasta mahpuslar adım atamıyorum, sürümsürüm süründürülmüyor.

“Nasıl bir utanma, nasıl bir vicdan, nasıl bir insanlık hala şaşırıyorum”

Tertemiz bir Türkiye tablosu çiziyorsunuz. Nasıl bir utanma, nasıl bir vicdan, nasıl bir insanlık hala şaşırıyorum, şaşırdığıma da şaşırıyorum, sizlerin ortaya koyduğu bu pratikleriniz, konuşmalarınız, duruşlarınız sebebiyle ve AKP lideri, ülkenin tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı…

“Ben size, “Mahir Hanım, Mustafa Hanım” desem hoşunuza gider mi?”

Daha dün, komisyonda tekrar tekrar sizlerin ağzından çıkan cümleleri aynen yazdım, ben kendim yazmadım bunları. Bir tarafta diyorsunuz ki: “Türkiye hukuk devletidir. Türkiye demokratik, özgür bir devlettir. Türkiye’de kadına şiddete sıfır tolerans vardır.” Allah’tan korkun, hiç mi vicdan kalmadı? Nasıl bir Türkiye, nasıl bir konuşma, nasıl bir pratik, nasıl bir politik zihniyetiniz var? İdeallerinizi, düşüncelerinizi, hedeflerinizi bu kadar mı çürüttünüz, yitirdiniz? Lideriniz kalkıyor ne diyor? Diyor ki: “Gelin hanıma gayet güzel bir ders verdiler. Yine, dua etsin ki çok ileri gitmediler. Daha neler olacak neler, bunlar iyi günler.” “Biz mafyayla, darbecilerle mücadele ettik. Mafyacıların, oraya buraya çökenlerin elinden ülkeyi kurtardık.” diyeceksiniz. Bundan âlâ bir tehdit ifadesi olabilir mi halkımız için? Bu dil neyin dilidir? Bu dil nasıl bir nefret dilidir? Nasıl bir ötekileştirme dilidir bu dil? Ve bir kadına “Bay Meral” diyeceksiniz. Ben size, “Mahir Hanım, Mustafa Hanım” desem hoşunuza gider mi? Bu nasıl bir ifadedir ya? Hiç mi üslup kalmadı, hiç mi edep kalmadı? Bu nasıl bir ifadedir? Bir kadın olarak, sadece muhalefet milletvekili değil, baştan bir kadın olarak bir kadına yönelik bu ifadeleri kınıyorum ve size iade ediyorum. Böyle bir çirkinliği, böyle bir dili kabul etmiyoruz.

“Bu üslubunuz kadın cinayetlerinin artmasında en büyük etken olmaya devam ediyor”

İşte, sizlerin bu diliniz, bu pervasızlığınız, bu üslubunuz kadın cinayetlerinin artmasında en büyük etken olmaya devam ediyor, Türkiye’nin, toplumun mafyalaşmasına da yol açıyor ve aynı zamanda sokaktaki çakalları da cesaretlendiriyor. Ne oluyor? Efendim, dün Cumhurbaşkanı İçişleri Bakanına sahip çıktığı ifadelerin arkasından ne diyor: “Sokak çakalları bunlar işte.” Bu kim? Bir din kültürü öğretmeni. Bizim, insanlık öğretsin, inanç öğretsin, ahlak öğretsin diye çocuklarımızı teslim ettiğimiz bir çakal, bir eşkıya, bir terörist. Arkasından dün akşam başka bir çakal, başka bir şarlatan ne diyor ekranlarda: “Daha çok kan akacak, çok kan akacak.” Peki, bu cesareti nereden alıyorlar? İşte buradan alıyorlar arkadaşlar, bakın, buradan alıyorlar. Eğer, iktidarın bakanları, kadın cinayetleri, uyuşturucu cinayetleri, IŞİD komutanları, toplumda ne kadar suça bulaşmış, kirliliğe bulaşmış insanlarla iktidarın fotoğrafları çıkmaya devam ederse bu çakallar daha çok cesaretlenecek ve halkımıza “Daha çok kan akacak, daha bu sizin iyi günleriniz.” demeye devam edecekler. Tabii ki daha “Komşularımızdan 50 kişiyiz, sadece biz götürürüz, ailece biz götürürüz.” diyenleri de hâlâ unutmadık arkadaşlar.

“O kibrinizle helak oldunuz, farkında bile değilsiniz”

Değerli arkadaşlar, hani “Halkımız bize bu yetkiyi verdi, halkımız bize bu gücü verdi.” diye hep övünüyorsunuz ya, o kibrinizin o mazereti, dayanağı var ya… Ki o kibir helakınız olacak demiyorum, oldunuz zaten, zaten o kibrinizle helak oldunuz, farkında bile değilsiniz, keşke farkına varabilseniz. Fakat şunu ifade ediyorum: Bu halk sizlere bu yetkiyi, bu gücü, bu yönetim emanetini toplumu huzura erdirin, yalanlarla, yolsuzluklarla, yasaklarla mücadele edin diye verdi; topluma huzuru, adaleti, barışı getirin diye verdi. Adaletsizliği kaldırın, yoksulluğu, yalanı kaldırın, çalmayın, çırpmayın diye size bu emaneti verdi. Ama yetkileri tek elde toplayıp kendiniz gibi düşünmeyenleri tehdit edin, toplumu mafyalaştırın, önünüze gelen her suça bulaşmış kirli, suçlu, sapık insanlarla fotoğraf çektirin, onların hakkını koruyun, onları özgür gezdirin, onlara dokundurtmayın diye halk size bu yetkiyi vermedi.

“Bizim de bildiklerimiz var, sanmayın ki sadece Katar’daki konuşuyor”

Uyuşturucu ifşaatları aldı başını gidiyor tabii ki, daha neler var. Bizim de bildiklerimiz var, sanmayın ki sadece Katar’daki konuşuyor.

“Bu halk sizlere gereken dersi verecek inşallah”

Bir fotoğraf daha göstereceğim. Geçtiğimiz günlerde, biliyorsunuz, 2’nci defa Kobani davamız görüldü; 108 arkadaşımızın yargılandığı, bizlerin de fezleke üstüne fezlekelerin geldiği, hâlâ geçmişte davamızın açıldığı, yetmedi, yine fezlekelerin üstüne geldiği Kobani davası. Şu fotoğrafa iyi bakın ey AKP’li vekiller ve halkımız, bu fotoğrafa iyi bakın kadın vekiller, birazcık vicdanınız varsa bu kadının gözlerine bakın; kafanızı kaldıramıyorsunuz, bakamıyorsunuz. İşte, Kobani davası IŞİD’in cariye edip pazara çıkardığı bu Ezidi kadınların IŞİD’in intikamını alma davasıdır. Onun için İçişleri Bakanının IŞİD komutanlarıyla fotoğrafları boy boy piyasalarda gezmektedir. Onun için bütün kirli ilişkilerde kim varsa onlarla ilişkileriniz hâlâ deşifre olmaya devam ediyor. Bu halk sizlere gereken dersi verecek inşallah.”