Bahçeli, Sedat Peker’in iddiaları hakkında konuştu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Sedat Peker’in adını anmadan Peker’in iddialarına dair konuştu. Bahçeli “İkazen diyorum ki, hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı’nın boynuna tasma geçiremeyecek, hiçbir alçağın gücü ve nefesi yetmeyecektir. Hiç kimse, TSK’nın onurlu komuta heyetine çamur atamayacaktır” dedi. 

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Sedat Peker’in videolarına işaret ederek, “Konu devletin saygınlığı ve bekasıdır. Herkes yerini bilmek zorundadır. Herkes ağzından çıkanlara dikkat etmekle mükelleftir. Türkiye’nin gündemi video kayıtlarıyla rehin alınamaz, sosyal medya iftiralarıyla ele geçirilemez. TBMM Başkanlığı görevini üstlenmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin son başbakanı ünvanını taşıyan Binali Yıldırım’ı evladıyla birlikte töhmet altında bırakmak tek kelimeyle müfteriliktir” ifadesini kullandı.  

Devlet Bahçeli

“Bu meselede 3 maymunu oynamanın Türkiye’ye kast etmek için kullanılan çevrelere destek verdiğini” savunan Bahçeli, CHP ve İyi Parti’yi de hedef aldı. 

Meral Akşener’in İkizdere ziyareti

İyi Parti Genel Bakanı Meral Akşener’in Rize ziyareti sırasında yaşananlara ilişkin konuşan Bahçeli, “Siyasi hayatı kumpaslarla, yalanlarla, çıkar hesaplarıyla heba olmuş bu şahsın Netanyahu benzetmesinden sonra Rize’yi ziyareti olay çıkarmak üzere planlanmıştır. Arkasından haklı tepkilere küstahça tepki göstermesi, etrafındaki çapulcuların vatandaşlarımıza vandalca saldırması ağır provokasyon halidir. Esnaf geziyorum diyenler esnafa tekme tokat musallat olmuştur. İP’in Başkanı Rizeli vatandaşlarımızın hassasiyetlerini kaşımanın yanı sıra ateşle oynamış, siyasi öfkeyi körükleyerek şiddet zincirinin ilk halkası olmak için podyuma çıkarılmıştır” diye konuştu.

Bahçeli’nin açıklamasından satır başları şöyle:

‘Türkiye’nin çevresindeki sisli ve sinsi kuşatma sertleşmektedir’

“Fiile odaklanıp faile sırt çeviremeyiz. Her zaman büyük resme odaklanmalıyız. Maşayı değil, tutan ve tutturan elleri görebilmeliyiz. Bugüne kadar akıntıya kapılıp, onun bunun dolduruşuna gelerek siyaset yapmadık. Bundan sonra da yapmamızı kimse beklememelidir. Dibi görünmeyeden sudan su içmedik, hele hele korkuya hiç rehin düşmedik. Samanlıkta olmayan iğneyi arayanlarla, lafla peynir gemisi yürütme gayretindeki şaşkınları ciddiye almadan onları ipin üzerinde yürüyen cambazlarla baş başa bıraktık. Karanlık operasyonların hedefi haline getirmek için uğraşanlara, zemin yoklayanlara taviz veremeyiz. Göz yumamayız.

Açık seçik görüyoruz ki Türkiye’nin çevresindeki sisli ve sinsi kuşatma sertleşmektedir. Emel sahipleri kartlarını açık oynamaktadır.

Herkesi uyarıyorum, hedef Türkiyemizdir. Hedef milli birlik ve huzur ortamımızdır. Kale duvarlarımızı yıkmak maksadıysa sinerjisini ve sistemsel enerjisini Türkiye düşmanlarından alan bir tezgah kurulmuştur.

CHP bunun üstlenicisi olmuştur. Asıl bizi düşündüren de İP Başkanının tavrıdır.

‘Rize’yi ziyareti olay çıkarmak üzere planlanmıştır’

Geçen haftaki konuşmasında Sayın Cumhurbaşkanı’nı katil Netanyahu’ya benzetilen bu şahsın, birkaç gün sonra Rize’yi ve ilçeleri ziyaret ederek müessif olaylara sebep vermesi mercek altına alınmalıdır. Söz konusu ilçe belediyelerinin MHP yönetiminde bulunduğu göz önüne alındığında nasıl bir oyunun sahnelenmeye çalışıldığı da fark edilecektir. İP Başkanı’nın inadına yapar gibi Rize’ye gitmesi yalnızca düşüncesizlikle, sorumsuzlukla, öngörüsüzlükle izah edilemez. Siyasi hayatı kumpaslarla, yalanlarla, çıkar hesaplarıyla heba olmuş bu şahsın Netanyahu benzetmesinden sonra Rize’yi ziyareti olay çıkarmak üzere planlanmıştır. Arkasından haklı tepkilere küstahça tepki göstermesi, etrafındaki çapulcuların vatandaşlarımıza vandalca saldırması ağır provokasyon halidir. Esnaf geziyorum diyenler esnafa tekme tokat musallat olmuştur. İP’in Başkanı Rizeli vatandaşlarımızın hassasiyetlerini kaşımanın yanı sıra ateşle oynamış, siyasi öfkeyi körükleyerek şiddet zincirinin ilk halkası olmak için podyuma çıkarılmıştır. 

‘AA’nın kuşkulu muhabiri’

AA’nın kuşkulu bir muhabir tarafından İçişleri Bakanıyla ilgili yöneltilen ısmarlama soru gündeme oturmuştur. Koronavirüs genelgelerini haksız tenkit ederek açıklama yapan, görev sınırlarını aşan Viranşehir Savcısı’nın durumu da üzerinde durulması gereken muammalı konular arasında. Şaibeli ve şüphe uyandıran olayla üst üste gelmiştir. 

Bunlardan biri de PKK’nın Pençe harekatlarının komuta merkezlerine maket uçaklarla suikast girişimidir. 

FETÖ’ye, PKK’ya ve milli bekamızı tehdit eden ülkelere yönelik sağlam duruşumuz kim varsa rahatsız etmektedir. 

Son zamanlarda ortaya çıkan mesnetsiz iddiaların, gündeme taşınan melun iftiraların, Türkiye aleyhine icra edilen bölgesel ve küresel operasyonlardan bağımsız ele alınması bize göre mümkün değildir. 

Terörle mücadele kahramanca devam ederken, vatan savunması tehditlerin doğduğu alanlarda yapılırken, bu mücadelenin içinde yer alan asker ve sivil devlet adamlarını itibarsızlaştırma çabaları hain bir amaca matuftur. Kimse aklımızla alay etmesin, sabrımızı yanlışa yormasın. Biz her şeyin farkındayız.

Milletin kutulu varlığını uçuruma çekmek üzere ifa edilen şirret kampanyayı takip ediyoruz. Türkiye’nin önünü kesmek için yarış haline olanlarla, karar ve irade organlarına ambargo koymak maksadıyla algı düzenekleri kuranlar el ele vermişler, yıkım ittifakı kotasında birleşmiştir. Oyun büyüktür, kirlidir, karanlıktır. Çok boyutlu ve çok aktörlüdür. 

Libya’daki varlığımızın rövanşını almaya çalışıyorlar. Kıbrıs’taki eşit ve iki devlet kararlığımızın hesabını sormaya çalışıyorlar. Suriye’de Irak’ın kuzeyinde bölücü terör örgütü PKK; PYD, YPG’ye dünyayı zindan etmemizden dolayı üstümüze geliyorlar. 

Boyun eğmediğimiz için, alttan almadığımız için deliye dönüyorlar, açığımızı ve zaaf anımızı kolluyorlar. 

Kandil’e Türk bayrağını dikeceğiz ya, çıldırıyorlar. Siyasi taşeronlarına 128 milyar dolar nerede sorusunu sorun dediler tutmadı. Emekli amirallere bildiri yayınlattılar, kimse yemedi. Cumhur İttifakı’nı karalayın, ekonomiyi kötümserliğin tüneline sokun diye iş birlikçilerine tembihte bulundular, küçük azınlık harici inanan çıkmadı. Şahsım hükümeti, tek adam rejimi, yönetilemeyen ülke propagandalarında başarılı olamadılar. 

Sedat Peker açıklaması

Karambolde siyasi fırsatçılığa kalkışanlar, iki dünyada bunun hesabını vereceklerdir. İkazen diyorum ki, hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı’nın boynuna tasma geçiremeyecek, hiçbir alçağın gücü ve nefesi yetmeyecektir. Hiç kimse, TSK’nın onurlu komuta heyetine çamur atamayacaktır. Terörle mücadelede destan yazan hükümetin, kahraman TSK’nın ve İçişleri Bakanı’nın yalnız olmadığını ifade ediyorum. Konu devletin saygınlığı ve bekasıdır. Herkes yerini bilmek zorundadır. Herkes ağzından çıkanlara dikkat etmekle mükelleftir. Türkiye’nin gündemi video kayıtlarıyla rehin alınamaz, sosyal medya iftiralarıyla ele geçirilemez. TBMM Başkanlığı görevini üstlenmiş, TC’nin son başbakanı ünvanını taşıyan Binali Yıldırım’ı evladıyla birlikte töhmet altında bırakmak tek kelimeyle müfteriliktir. Bu meselede tarafsız kalmak, tribünde oturup 3 maymunu oynamak Türkiye’ye kast etmek için kullanılan çevrelere destek vermektir. Buna da vatan ve millet sevgisiyle bezenmiş kimsenin hakkı yoktur. Her nifak ve dedikoduya can havliyle saldıran CHP yönetiminin siyaseti ahlaksızdır. Çukur siyasetidir. Kılıçdaroğlu’nun rotası yanlıştır. CHP, Türkiye üzerinde emelleri olan küresel emperyalizmin kanlı limanına yanaşıp tahkimat yapacak kadar Türkiye muhalifidir. İP, bu limana çoktan varmış demir atacak iskele aramaya başlamıştır. Milletin hür iradesiyle ve oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanımızı devirmek, Türkiye’yi deforme etmek için faal halde olanlara bedeli ne kadar ağır olsa bile izin verilmeyecektir. 

Biden lobisinin zehir ve zillet saçan niyetleri, Türkiye Cumhuriyeti’ni düşüremeyecektir. CHP’nin bu lobiye ümit bağlaması, demokrasi dışı müdahalelere çanak tutması, Kurtuluş Savaşı’na hizmet edip ganimet olmakla aynıdır. 

‘Kimse ülkücü hareketini sabrını test etmesin’

Türkiye Cumhuriyeti tam bağımsızdır. Biden’ın muhalefeti pışpışlaması sonu hüsran olacak maceraya atılmaktır. Ruhsatı kovboylar değil, güç odakları değil büyük Türk milleti vermektedir. Türkiye’yi siyasi, hukuki ve toplumsal alanlarda taşeronlar vasıtasıyla seçime zorlamak demokrasi ve milli irade düşmanlığının yansımasıdır. Türkiye sokakta bulunmadı, harita üzerinde kurulmadı. Türk milleti tesadüfen bir araya gelinmedi. Bağımsızlık hediye alınmadı. Sınırlarımız icazetle çizilmedi. Varsa çıksın karşımıza. Hiç kimse MHP ve ülkücü hareketin sabrını test etmemelidir. Varsa kendine güvenen çıksın karşımıza, haydi buyursun er meydanına. Demokrasimizi, devletimizi, hürriyetimizi, milletimizin tarihini haklarını, can pahasına savunamazsak bu hayat, bu can hepimize haram olsun. Herkesin sorumlu davranması tarihi bir görevdir. Biz hükümetimizin yanındayız. Sokak çetelerinin karşısındayız. Çünkü biz Cumhur İttifakı’yız. Çünkü biz vatanın ha ekmeğini yemişim ha kurşununu diyen serdengeçli ruhlu Milliyetçi Hareket Partisi’yiz. Velhasıl hep birlikte Türkiye’yiz.

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda 19 Mayıs’ta kabul edilen 2019-2020 Türkiye Raporu’nda, AB ve üye ülkelere Ülkücü Hareketi terör örgütleri listesine ekleme ihtimalini araştırma, dernekleri yasaklama ve faaliyetlerini yakından izleme çağrısı ayaklarımızın altında çiğnenmeye müstahaktır. Buram buram Türk ve Türkiye karşıtlığıyla bezenmiş bu sipariş raporun 19 Mayıs’ta kabul edilmesini de manidar bulduğumuzu, bu tarihin özellikle seçildiğini altını çizerek belirtmek isterim.

PKK/YPG/PYD’ye müsamahalı davranıp FETÖ’yü koyunlarında besleyen ülkelerin bize karşı ilkel önyargılarını silah gibi kullanmaları basitliktir, değersizdir, acziyettir.

Irkçılığın, İslamofobinin, yabancı düşmanlığının hakim olduğu bir coğrafyada Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i terörle bağdaştırma hazırlığı cinnet hali olduğu kadar tarih ve medeniyet cinayetidir.

Teröristleri ülkelerinde ağırlayan, ayaklarının altına kırmızı halılar seren ülkelerin akıl ve vicdan tutulması yaşadıkları açıktır.

‘Milliyetçi Ülkücü Hareket’ten rahatsızlık duyulması bizim doğru yolda bulunduğumuzun karinesidir’

Diyorum ki, Milliyetçi-Ülkücü Hareketi terörle anmak, sadece teröristlerin ve terör sevicilerin harcıdır. Türkiye’nin AB üyeliğini stratejik hedef olarak gördüğü, ilişkilerin müspet yönde ilerlediği bir dönemde, yayımlanan rapor Avrupa değerlerinin inkarıdır. Baştan ayağa haksız, hayasız ve hasmane şekilde Türkiye eleştirisinin yer aldığı mezkur raporu kabul etmediğimizi, gıyaben kendilerine iade ettiğimizi, çok net olarak da kınadığımızı millet huzurunda söylemek boyun borcumuzdur. Tek taraflı, temelsiz, yanlı, objektiflikten uzak, hiçbir dayanağı olmayan, Türkiye’nin ve Türk milletinin egemenlik haklarını baskılamaya çalışan rapor bir Haçlı organizasyonudur. Ve bizim nezdimizde yok hükmündedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin demokrasi ve insanlık değerleri konusunda sahip olduğu ilkeler ve müktesebatla hiçbir Avrupa ülkesi boy ölçüşemeyecektir. Onların baktığı yer PKK’nın, YPG’nin, FETÖ’nün sığınıp ikmal yaptığı yılan deliğidir.

Çok şükür, oradan bakınca Milliyetçi Ülkücü Hareket’ten rahatsızlık duyulması bizim doğru yolda bulunduğumuzun karinesidir. Biz hakkın yanındayız, halkın yanındayız, hakikatin çizgisindeyiz. Kem gözler, kötü sözler, kötürüm emeller ne söylerse söylesin, gelecek ay yıldızlı al bayrağın altındadır. Türkiye’nin birliği, refahı ve istikbalinin güvencesi ortak değerler etrafında birleşmekten geçmektedir. Bu milletin şerefi ve haysiyeti, kardeşlik ve kahramanlık üzerine inşa edilmiş milli birliği, milli kimliğidir. Bu değerlerimiz yara alır, kardeşlik ruhumuz sarsılırsa, tezahür edecek sonuçlar çok vahim ve tehlikeli olacaktır. Türk milleti yapay ayrımlara, tehdit saçan çabalara fırsat vermeyerek beraberliğini sonsuza kadar sürdürecektir. Gün, saflarımızı sıklaştırma günüdür. Gün, kucaklaşma günüdür. Kucaklaşmanın adresi cumhurun muhteşem varlığı, Türk milletinin ta kendisidir.

‘Nefret salgını Avrupa’ya vebadan daha şiddetli hasar vermektedir’

Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği rapor aslında malumun bir nevi ilanından başka bir şey değildir. Bunu görmek, bunu bilmek, kara kampanyalara karşı kenetlemek durumundayız. Konuşmamın başından itibaren dile getirdiğim Türkiye üzerinde oynanan oyunların bir parçası da söz konusu raporun 19 Mayıs tarihinde kabul edilerek yayımlanmasıdır. Husumet cephesi kalabalıktır. Nefret salgını Avrupa’ya vebadan daha şiddetli hasar vermektedir.

Yunanistan Başbakanı 18 Mayıs 2021 tarihinde, İskece’ye bağlı Paşevik’teki devlet anaokulu öğrencileri ve öğretmenlerine video konferans yoluyla hazmı imkansız ifadeler kullanmıştır. Paşevik’e Pomak Köyü, Türk çocuklarına da Yunan çocukları diyen Miçotakis halt etmiş, hezeyan girdabına düşmüştür. O çocuklar Türk çocuklarıdır. Paşevik’te Pomak değildir. Yunanistan hükümetinin bu asimilasyoncu ve faşist politikalarına Avrupa Parlamentosu ne diyecektir? Türk çocuklarına Yunan çocukları demenin ırkçılık olduğu tasdik ve teyit edilmeyecek midir? Mesele Müslüman oldu mu, mesele Türk oldu mu gözleri öfkeyle perdelenenlerin insanlığa söyleyecekleri hiçbir şey yoktur.

‘Türkiye meşru insani ve beşeri talepleri seslendirdiği için hedef haline gelmiştir’

21 Mayıs 2021 tarihinde Gazze’de ateşkes ilanından önce 11 gün devam eden İsrail saldırılarında 66’sı çocuk, 39’u kadın olmak üzere 243 masumun ölümüne ses çıkaran, itiraz eden, lanetleyen kaç AB üyesi ülke olmuştur? Güçlünün haklı, haklının güçsüz değerlendirildiği sakat ve sancılı küresel düzen kesinlikle sorgulanmalıdır. Adalet ve hakkaniyet üzerine inşa edilmiş, adil ve eşit paylaşımın esas alındığı, mazlumların ölmediği, coğrafyaların sömürülmediği bir dünya düzeni geleceğin huzuru için şarttır. Türkiye meşru insani ve beşeri talepleri seslendirdiği için hedef haline gelmiştir. “Bölge ülkeleri İsrail’in bağımsız Yahudi bir devlet olarak var olma hakkını tanıyana kadar barış olmayacak.” diyen Biden ve zihniyeti insanlık karşısında mahcup, hatta mağlup olmadıkça asıl dünya barışa hasret kalacaktır. Eğri bacanın doğru dumanı olmaz. Yolu doğru olanın da yükü ağır olur. Yükümüz ne kadar ağır olursa olsun, kaldıracağız, geleceğin alnına Türk asrını inşallah kazıyacağız.”