Şebnem Korur Fincancı: İnsanlar yas dahi tutamazken, binlerce insanla cenaze törenleri yaptılar - Yaziyor.Org

Şebnem Korur Fincancı: İnsanlar yas dahi tutamazken, binlerce insanla cenaze törenleri yaptılar

Murat Çokan

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, pandemi sürecinin yarattığı ve yaratacağı zararların önlenebilmesi için oluşturulan Koronavirüs Bilim Kurulu’nu bilim dışı önerilerin destekçisi konumuna indirgendiğini söyledi. Pandemi sürecinin yönetilememsini de eleştiren Fincancı “İnsanlar yas dahi tutamazken, binlerce insanla cenaze törenleri yaptılar” dedi.

AKP/MHP iktidarının pandemi sürecini yönetememesine yönelik eleştiriler getirilmeye devam ediyor. Lebaleb kongrelerin yapılması, cenaze törenlerinin düzenlenmesi başlıca eleştiri noktaları olurken, patronların lehine alınan kararlar da işçinin, emekçinin bu süreçte kendi çabaları ile kurtulabilmesi dışında bir seçenek bırakmıyor. Birçok ülke pandemi sürecinde zararlarının azaltılması için ekonomik destek paketleri açıklarken, Türkiye’de bu adımların atıl ve yetersiz kalması da halkın kendi sorunları ile baş başa kalması sonucunu doğuruyor.

‘Akıl ve bilimden uzak bir süreç izlendi’

Pandemi krizinin etkilerinin azaltılması konusunda kilit bir öneme sahip Türk Tabipler Birliği’nin önerilerinin de dikkate alınmaması ile derinleşen süreç yeni bir kapanmayı beraberinde getirdi. TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da yaşanan gelişmelere ilişkin, “ Akıl ve bilimden uzak bir süreç izlendi” dedi.

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, pandemi sürecinin yarattığı ve yaratacağı zararların önlenebilmesi için oluşturulan Koronavirüs Bilim Kurulu’nun da bilim dışı önerilerin destekçisi konumuna indirgendiğini söyledi.

Salgının başından itibaren, Koronavirüs Bilim Kurulu üzerinden,  olması gerekenleri ifade ettiklerini belirten Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, sürecin şeffaf bir şekilde işletilmesinin önemli olduğunu aktardıklarını ifade etti.

‘Yuvarlanmış rakamlarla bilimsel çalışma olmaz!

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Covid-19’un mutasyona uğramış yeni varyantlarına yönelik bilimsel çalışmaların eksik olduğunu ve yuvarlanmış rakamlarla bilimsel çalışmaların olamayacağını altını çizdi.

Fincancı, “Örneğin şu anda varyantlarla karşı karşıyayız. Aşının bu varyantlar üzerindeki etkileri konusunda bir bilimsel çalışmayı duyamadık. Hükümet tarafından yapılan bir açıklama var ve bu açıklama da kuşku uyandırıcı. Çünkü yuvarlanmış rakamlarla bilimsel çalışma olmaz. Somut verilerin paylaşılması gerekir. İngiltere varyantının aşı ile önlenebildiğine ilişkin açıklamanın da somut bir karşılığı bulunmamaktadır. Bu da bilimsel değildir. Burada önemli olan tüm bu çalışmaların. Varyant tespitleri ile ilgili çalışmaların, özellikle de meslek örgütleriyle, sağlık meslek örgütleriyle paylaşılması bilim ortamlarında tartışılması ve ona göre önlem alınmasını beklerdik. Karşılığı budur” dedi.

“İnsanları yitiriyoruz, neden? Salgınla mücadele etmediğimiz için

Toplumun tepkisini çeken kongreler ve cenaze törenlerinin yapılmaması için uyarıda bulunduklarını belirten Fincancı, bunun aksine, “Lebalep kongrelerle karşımıza çıktılar. İnsanlar yas dahi tutamazken onlar yüzlerce binlerce insanla cenaze törenleri yaptılar. Açık alanda dahi o kadar kalabalık koşullarda cenaze töreninin riskleri olacağı açıktır. Yarın öbür gün onun da sonuçlarını göreceğiz” dedi.

Vaka sayılarının 60 bini aşmasının ölüm sayısında da artışın olacağına dikkati çeken Fincancı, “Biz bu insanları yitiriyoruz. Neden salgınla mücadele edemediğimiz için. Kapalı ortamları kapatmayan. O kapalı ortamlarda insanların çalışmasını zorunlu kılan, aslında kölelik düzeni ile istedikleri kendilerine kar katmak. İnsanların yaşamı kimsenin umurunda değil” diye tepki gösterdi.

‘Toplumun kendi haklarını talep etmesi gerekiyor

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, kapanmayı savunmadıklarını belirterek, açık alanlarda hareket edilmesinin obezite ile mücadelede etkin bir yol olduğunu ve iktidarın parkları ve sahilleri yasaklarken fabrikaları kapatmamasına ilişkin de şu ifadelerde bulundu:

Biz zaten hiç kapanma demedik. Biz tam tersine açık alanlara çıkın dedik. Siz açık alanda hareket edin dedik. Çünkü bu salgında ölüme götüren en önemli risk faktörlerinden birisi de obezite. Obezitenin aşılmasının yolu düzenli harekettir. Ve dolayısıyla biz açık alanda hareket edilmesini önerirken onlar parkları, sahilleri kapattılar. Çünkü fabrikaları kapatamadılar. Çünkü fabrikaları kapatırlarsa karlarından olacaklarını düşündüler. Evet, aynen bunu totalitarizmin bir aracı olarak kullanıyor. Dünyadaki pek çok ülke benzer şekilde tüm yurttaşlarını izleyen onları sınırlayan, onları eve kapatan ve sessizleştiren bir düzen ile karşı karşıyayız. O nedenle de toplumun buna ses çıkarması gerekiyor. Toplumun kendi haklarını talep etmesi gerekiyor.

Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz derken sadece hayatta kalma irademizden söz etmiyoruz. Biz dolu dolu her türlü birikimle birlikte bir yaşamı kuracağımız düzenden söz ediyoruz.”