Kabine toplantısı sona erdi: Tam kapanma mı yoksa kısıtlama mı olacağına dair açıklama bekleniyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki kabine toplantısı sona erdi. ‘Kısmi kapanma’ dönemi sonrası alınacak tedbirlere ilişkin Erdoğan açıklama yapıyor. 29 Nisan yani Perşembe ile 17 Mayıs sabah 05:00’e kadar tam kapanma kararı getirildi

Erdoğan toplantının ardından açıklama yapıyor.

“Kabinemizde küçük bir değişiklik yaptık” diyen Erdoğan yeni bakanlara başarılar dilerken “Zehra Zümrüt Selçuk ve Ruhsar Pekcan’a ülkemize yaptıkları hizmetler için teşekkür ediyorum” dedi. Bakanlarla ilgili sosyal medyada gelen eleştirileri linç olarak adlandıran Erdoğan “Linç kampanyalarını kınıyor bu arkadaşlarımıza hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Gerektiğinde yine bilgilerine başvuracağız” diye belirtti.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

Bugün kabine toplantısı önce KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’la görüştük. Kıbrıs’ı çözümsüzlüğe mahkûm etmek zihniyete müsamaha göstermeyeceğiz. Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz. TSK, PKK terör örgütüne karşı kapsamlı bir operasyon başlattı. Pençe-Şimşek ve Pençe -Yıldırım operasyonlarında görev alan kahraman askerlerimizin gazaları mübarek olsun.

Sınırlarımız ötesinde terör oluşumuna izin vermeyeceğiz. Bu arada iki şehidimiz var. ABD Başkanı Biden yayınladığı mesajla coğrafyamızda yaşanmış olaylarla ilgili mesnetsiz ve haksız ifadeler kullandı. Hiçbir tarihi ve hukuki temeli olmayan bu ifadeler bizi de ziyadesiyle üzmüştür.”

Joe Biden’ın 24 Nisan’daki açıklamasıyla ilgili konuştu: “Biden’ın mesnetsiz haksız ve hakikatlere aykırı ifadeler kullanmıştır. Hiç bir tarihi ve hukuki temeli olmayan bu ifadeler bizi de ziyadesiyle üzmüştür. Biden’ın bu ifadelere, radikal Ermeni çevrelerin baskısıyla yer verdiğini düşünüyoruz.”

“Türkiye olarak acıların yarıştırılması gibi bir yola girmek istemiyoruz” diyen Erdoğan, bu konuyu tarihçiler araştırmalı, siyasi malzeme yapılmamalı dedi. Kemal Kılıçdaroğlu da geçtiğimiz günlerde aynı ifadeleri kullanmıştı.

‘Belgen var mı Ey Biden!’

Sözlerinin devamında “24 Nisan 1915’te neler olduğunu anlatayım” diyen Erdoğan Biden’a “Ben belgelerle konuşuyorum, senin belgen var mı eyy Biden!” dedi.

Batı, Ermeni meselesi ve terör örgütlerine karşı riyakâr bir tavır sergiliyor.  Biz hâlâ en başta söylediğimiz yerdeyiz. Tarihteki olayların araştırılması, hakikatlerin ortaya çıkartılması yani tarihçilere bırakılmalıdır. Siyasetçilere değil. Ermeni iddiaları konusunda ortak bir tarih komisyonu kurulması teklifimize hâlâ cevap alamadık.  Anadolu ecdadımızın yönetiminde asırlar boyunca farklı kökenden ve inançtan insanın huzur içinde yaşadığı bir coğrafya olmuştur.

Pek çok toplum gibi Ermeniler de bu dönemde dini özgürlüklerini kazanmışlar, sosyal statülerini güçlendirmiştir. Tarihimize 93 Harbi diye geçen hadiseye kadar bu barış iklimi sürmüştür.

 Osmanlı’nın son döneminde ülkedeki pek çok kesim Batılılar tarafından tahrik edilerek, silahlandırılarak bize karşı ayaklandırılmıştır. Balkan toprakları bu şekilde başlatılan asimetrik savaşlarla ülkeden koparılmıştır.  Doğu’da da aynı senaryo Çarlık Rusyasının iştirakiler Ermeniler üzerinden oynanmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’na kadar 40 civarında isyan çıkaran Ermeni çeteler büyük katliama yönelmişlerdir.  Batılıların siyasi ve ekonomik, Rusların askeri desteğiyle palazlanan Ermeni örgütleri köyleri ve şehirleri basıp kadın çocuk ihtiyar demeden öldürmüşlerdir.

24 Nisan’da insani trajedi anlamında hiçbir şey olmamıştır. 24 Nisan 1915 tarihi sadece Osmanlı devletinin savaş halinde olduğu ülkelerle bir olup aleyhine faaliyet yürüten Taşnak, Hıncak gibi örgütleri kapatıp, 235 yöneticisini tutukladığı gündür.

Daha ortada ne sevk ve iskan kanunu ne de bunun uygulaması olmadığı için yaşanan herhangi bir can kaybı da söz konusu değildir.  Ülkemizdeki Ermeni toplumu bu tarihi kendi acılarını anma günü olarak kabul etmiştir. Biz de gerçekte bu tarihte ne olduğu bilmemize rağmen Ermeni toplumunun tercihine saygı duyarak kendilerine bir süredir, acılarını paylaşan mesaj gönderiyoruz.

Osmanlı devletinin bu tarihte yaptığı tutuklamaların ardından 27 Mayıs’ta sevk ve iskan kanunu çıkartılmış, 1 Haziran’da da uygulamasına geçirilmiştir.

Yapılan işlem artarak süren katliamlara yönelik alınmış tedbirlerdir. Bu tarihler Osmanlı devletinin pek çok cephede tarihi bir mücadele yürüttüğü döneme tekabül ediyor. Eli silah tutan erkeklerin hemen tamamı cephede olduğu için geride sadece savunmasız kadınlar, çocuklar, yaşlılar kalmıştır. Ermeni çeteris Türk ordusuyla çatışmamış, masum ve savunmasız insanları katletmiştir.”

Ermeni çeteler sadece masum ve savunmasız insanları katletmişlerdir. Sadece Muş’ta 1 yıl içinde 20 bin vatandaşımız katliama maruz kalmıştır. Hızlarını alamayan Ermeni çeteciler Trabzon civarındaki Rum ve Hakkâri civarında Musevi Osmanlı vatandaşlarımızı topluca öldürmekten çekinmemiştir.

Ermeni çeteleri sadece Anadolu’da savunmasız sivil Türkleri ve Kürtleri; Kafkasya tarafında da Çerkezleri katletmişlerdir. Yaptıkları katliamları ve yüz binlerce insanı göçe zorladıklarını övünerek anlatmışlardır. Bununla ilgili pek çok belge bölge ülkelerin arşivlerinde mevcuttur. Osmanlı devleti, Ermeni nüfusu geçici olarak başka bölgelere gönderme kararı alınmıştır. Bu karar çete saldırıların yoğun olduğu yerlerdeki Ermeni nüfusu kapsamaktadır. Yeri değiştirilen Ermeni nüfusun sayısı konusunda pek çok tezvirat ortada dolaşmaktadır. I. Dünya Savaşı öncesi Ermeni nüfusu 1 milyon 300 bin. Sayın Biden gibi konuşmuyorum.Şu anda 1 milyonun üzerinde arşivlerimizde belge var. Ben belgelere dayanarak konuşuyorum, sayın Biden gibi konuşmuyor. Acaba Amerika’nın arşivinde ne kadar belge var? Avrupa’da ne kadar belge var? Açabiliyor mu? Biz hodri meydan diyoruz. Ama bugüne kadar bu – çağrılara cevap veremediler.

İran’a ve Rusya’ya gidenlerle rakam 500 bine ulaşmaktadır. Dolayısıyla Amerika’nın kendi raporlarında bile sevke tabi tutulanların sayısı 600 bin olarak belirtilmektedir ki, gerçek rakam daha da azdır. Salgın hastalık, asayiş sorunlarından veya güvenlik güçleriyle çatışarak hayatını kaybedenlerin sayısı 150 bini ancak bulmaktadır. Elbette bu 150 bin kişinin her biri candır ve elbette önemli rakamdır.

Ermeni tarihçiler kayıpların çoğunun cephedeki savaşlarda yaşandığını da belirtirler. Osmanlı devleti Ermeni nüfusu başka bir yere göndermemiş, kendi toprakları içinde yer değiştirtmiştir. Hazırlık için 1 hafta süre verilmiş, mazereti olanlar sevkten muaf tutulmuştur. Sevkte gereken idari tedbirler alınmış, gereken tahsisat yerel birimlere gönderilmiştir. Kimsesiz kalmış olan Ermeni çocuklara sahip çıkılarak kendileri için yetimhaneler kurulmuştur Sayın Biden.

İstanbulumuzda 100 bin Ermeni yaşamaktadır. Herhalde insanlar soykırıma uğradıkları yerlere geri dönmezler Sayın Biden.”

Osmanlı cephede düşmanda değil sınırları içindeki çetecilerle mücadele ederken savaşı kaybetmiş olacaktı. Allah göstermesin İstiklal Harbimizi bile tehlikeye atacak boyutlara bırakabilirdi. Ermenileri bu sinsi senaryoda acımasızca kullanmışlar, amaçlarına ulaşamayınca ölülerini dahi istismar etmekten çekinmemişlerdir. 1 asır önce bugünkü Ermenistan’ın olduğu yerde nüfusun yüzde 80’inden fazla Müslümanlardan oluşuyordu. Bugün neredeyse kimse kalmamıştır.

Pek çok yerde Ermenilerin katlettiği Türklere ait toplu mezarlar vardır ama hiçbir yerde Ermenilere ait toplu mezara rastlayamazsınız.

30 yıl önce işgal edilen Dağlık Karabağ ve Azerbaycan şehirlerinde yapılanlar da ortadadır. Sayın Biden, Minsk 3’lüsü diye bir üçlü oluşturulmuştu. Amerika, Rusya, Türkiye vardı. 30 yıl bu işgalden kurtarmadınız, oradaki insanları ve Azeri kardeşlerimiz ne yazık ki 1 milyonu aşkın oralardan hicret etmek durumunda kaldı.

Bütün o yerler, o Karabağ, bütün binaları her şeyi maalesef yakıldı, yıkıldı. Soykırım diyorsanız aynaya bakıp kendinizi değerlendirmeniz lazım. Kızılderilileri söylememe gerek yok. Bütün bunlar ortada iken sizler kalkıp da Türk’e, Türk milletine soykırım yaftasını yapıştıramazsınız. Bakın buralarda onbinlerce sivil insan katledilirken, 1,5 milyon Azerbaycanlı kardeşlerimiz evlerini terk etmek mecburiyetinde bırakılmıştır.

Büyük vaatlerle kandırılan Ermenilerin Avrupa, ABD ve Rusya tarafından bu yalanlarla örtmeye çalışmasından kaynaklanıyor.”

Pandemi tedbirleri

Erdoğan’ın koronavirüsü salgınına dair duruma ve alınacak tedbirlerle ilişkin konuşması ise şöyle;

Koronavirüs salgını dünyayı kasıp kavurmaya devam ediyor. Bu salgın krizini ülkemiz ve milletimiz için en hayırlı şekilde yönetmeye çalışıyoruz. Sağlık hizmetleri konusunda hamdolsun herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor. Sağlık uygulama tebliği listesinde yer alan işlemlerin tamamı için yüzde 10 ile yüzde 20 oranında tıbbi malzeme fiyatlarında yüzde 10 oranında artış yaparak sağlık sistemimizi destekledik. Toplamda 115 bin vatandaşımızın dializ hizmetlerinin bedelini yüzde 20 arttırdık. Çölyak tedavisinin ödeme tutarında Ağustos ayından itibaren ilave yüzde 25 artış yaptık. Sosyal Güvenlik Kurulu bütçemize bu düzenlemelerin milletimize ve sağlık sektörüne hayırlı olmasını diliyoruz. İhtiyaç sahibi ailelere dağıtılmak üzere patates ve soğan dağıtımında 103 bin tonu geride bıraktık. Tedbirlerin neticelerini yavaş yavaş almaya başladık. Amacımız tedbirlerin temizlik, maske, mesafe kurallarından taviz vermeden vatandaşlarımızın hayatlarını en az etkileyecek şekilde uygulanmasını temin etmektir. Vaka ve vefat sayıları yükseldiğinde kısıtlama ted birleri kaçınılmaz hale gelmektedir. Ramazan Bayramı’nın ardından hayatımızı kolaylaştırabilmek için rakamların bugünün çok daha altına düşürmek şarttır. Vaka sayılarımızı süratle 5 binin altına indirmeliyiz. Hedeflediğimiz rahatlamayı sağlayabilmek için hep birlikte biraz daha fedakarlık yapmamız önem arzediyor. Özel hastanelerde yoğun bakım ve aşı hizmetlerinden ötürü ücret talep edildiğine dair şikayetler alıyorum. Hukuken bu hizmetler için vatandaşlarımızdan hiçbir ücret talep edilemez. Yüoğun bakım ve aşı hizçmetleri sebebiyle ilave ücret talebiyle karşılaşan vatandaşlarımız Sağlık Bakanlığımıza ve SGK’ya bildirirlerse gereken işlemler derhal yapılacaktır. Çünkü bunların yaptırımı vardır. Filyasyon ekipleriyle birlikte yoğun mesai sarfeden muhtarlarımızın aşılarına baxşlanacaığının müjdesini vermek istiyorum. 29 Nisan 2021 yani Perşembe akamı saat 19.00’dan başlayın 17 Mayıs 2021 Pazartesi sabah 05.00’e kadar tam kapanmaya geçiyoruz. Bu tarihlerde kesintisiz sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacaktır. Üretim imalat, gıda, temizlik, sağlık gibi alanlarda istisna alanlarda tüm işyerleri faaliyetlere ara verilecek. Yeme içme sektöründe phaket servisi verilecektir. Zincir marketler pazar günleri kapalı olacka, diğear günlerde belirlenen saatlerde hizmeti sürdürecek. Şehirlerarası seyahatler izne tabi olacak. Şehirlerarası yüzde 50 kapasiteyle çalışabilecektir. Konaklama tesislerindeki rezervasyonlar istisna teşkil etmeyecektir. Kamu kurumundaki personel uzaktan veya dönüşümlü çalışmaya yönlendirecektir. Ana okulu, kreş, 8. ve 12. sınıflar dahil tüm kurumlarda yüz yüze eğitime ara verilecek tüm sınavlar ertelenecek. Tarım sektörlerinde ç alışanların faaliyetlerini gereken düzenlemeler ayrıca yapılacaktır. İhtiyaçlarını karşılamak için sokağa çıkamayan yaşlı veya ağır hastalığı olan vatandaşlarımız vefa ekiplerinden destek isteyebileceklerdir. Kurumlarımız gereken tüm tedbirleri alacaktır. Bu sürecin hedeflediğimiz şekilde sonuç verebilmesi için kurallar en sıkı şekilde uygulanacak, kesinlikle taviz verilmeyecektir. İnşallah bu fedakarlığımızın karşılığını bayram sonrası huzurlu, sağlık ve mutlu günlere ulaşarak alacağız. Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyerek hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.”