Pervin Buldan: 15 Temmuz’da Meclis’in çatısına bomba yağdıranlarla farkları kalmadı

HDP’ye yönelik kapatma davası ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi üzerine Pervin Buldan ve Mithat Sancar ortak basın toplantısı düzenledi. Buldan, “Bugünkü iktidarın AKP hükümetinin küçük ortağı ile birlikte 15 Temmuz’da Meclis’in çatısına bomba yağdıranlarla hiçbir farkları kalmamıştır” ifadelerini kullandı.

HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi ve ardından Yargıtay’ın açtığı kapatma davası üzerine olağanüstü toplandı. Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantı sırasında HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar da düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Baskı politikaları devam ediyor”

İlk olarak konuşan Buldan, özellikle son 5 yıldır HDP üzerinde büyük bir şiddet ve engelleme politikasının devam ettiğine dikkati çekerek, “Bizler her zaman olduğu gibi, son 5 yıl içerisinde her türlü zulme, baskıya ve engellemeye karşı demokrasi mücadelesi dışında Türkiye’nin barışı olan ihtiyacından kaynaklı, Türkiye’nin ülkeyi yöneten iktidar tarafından nasıl bir zulümle karşı karşıya olduğunu ve Türkiye toplumu üzerinde nasıl bir baskı siyaseti hayata geçirdiğini, Türkiye halklarının nasıl bir sefalete sürüklediğini, bugün aynı anlayışın ve aynı baskı politikalarının devam ettiğini görmek gerekir” dedi.

“Milletvekillerimizi tutuklayarak intikam almaya çalılıyorlar”

HDP olarak halkın yanında, siyasetten vazgeçmeyen, demokratik siyasette ısrar eden ve bu zulmü yapanlara karşı asla diz çökmeyen bir pozisyonda olacaklarını vurgulayan Buldan, devamında şunları söyledi:

“Partimizin milletvekilleri tutuklandı, belediye başkanları görevden alındı, tutuklandı yerlerine kayyımlar atandı. Partimiz her türlü engelle karşı karşıya kaldı, seçimlerde bile -demokratik bir ortamda yapılmamasına rağmen- partimiz hem belediye başkanlıklarını kazandı hem de parlamentoya güçlü bir şekilde girmeyi kazandı. Bunun intikamını, bunun hırsını milletvekillerimizi tutuklayarak almaya çalışıyorlar. Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere, bugün cezaevlerinde çok sayıda milletvekili arkadaşımız ve aynı zamanda belediye başkanı arkadaşlarımız yöneticilerimiz var, bize selam veren, yanımızdan geçen insanlar var. 

“15 Temmuz’da Meclis’in çatısına bomba yağdıranlarla farkları kalmadı”

Artık Türkiye cezaevleri sadece HDP ile sınırlı değil Türkiye cezaevlerinde yazarlar gazeteciler aydınlar insan hakları savunucuları ve bu ülkede barışı ve demokrasiyi isteyen binlerce insan var. Türkiye cezaevlerinde bu ülkenin çocukları var bu ülkenin gençleri var. Attıkları tweetler sebebiyle, bir basın toplantısına katılma sebebiyle, bugün cezaevlerinde binlerce insan var. Dün bir kez daha Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçecek olan iki gelişmeyi birlikte yaşadık. Daha önce de milletvekili arkadaşlarımızın vekillikleri düşürüldü, tıpkı Musa Farisoğulları, Leyla Güven, Ahmet Yıldırım, Leyla Zana gibi, geçmişte yapılan yöntemin bir kez daha dün parlamentoda yaşandığını ve bu anlayışın devam ettiğini gördük. Bu tam bir darbe anlayışıdır. Bugünkü iktidarın AKP hükümetinin küçük ortağı ile birlikte 15 Temmuz’da Meclis’in çatısına bomba yağdıranlarla hiçbir farkları kalmamıştır. Çünkü bunun da adı darbedir, halkın iradesini gasp etme darbesidir. 

“Dur demek HDP’nin birincil görevidir ve bu görev devam diyor”

Gergerlioğlu da ve diğer vekil arkadaşlarımız halkın oyları ile seçilen arkadaşlarımızdır. AKP’nin ağzından ya da iki dudağı arasından çıkacak olan bir sözle ya da vermiş olduğu bir talimat kararıyla milletvekillerimizin vekilliğinin düşürüldüğünü dün bir kez daha gördük ve tanıklık ettik. Şu unutulmasın: Gergerlioğlu ve diğer arkadaşlarımız halkın iradesi olmaya, milletvekili olmaya devam edecekler. Dün diğer bir gelişme, partimize dair kapatılma davasının açılması, darbe hukukunun anlayışının ortaya konulmasıdır. HDP şimdiye kadar Türkiye halklarının, Türkiye toplumunun geleceği açısından ne gerekiyorsa, onu yapmıştır. Bu ülkenin toplumsal barışına olan ihtiyaç, demokrasiye olan ihtiyacı, adalete olan ihtiyacı ve bu ülkenin AKP hükümetinin zulmünden kaynaklı, Türkiye halklarının götürülmek istendiği sefalete dur demek, HDP’nin birincil görevidir ve bu görev devam ediyor. 

“Dün akşam itibarıyla oy oranımız yüzde 20’lere yükseldi”

Şuna inanabilirsiniz; dün akşamdan itibaren bize oy verenlerin sayısı 6 milyondu, 12 milyona yükseldi. Bizim oy oranımız yüzde 11,5-12 idi, dün akşam itibariyle bizim oy oranımız yüzde 20’lere yükseldi, bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Biz Türkiye halklarının Türkiye toplumunun gerçek gündemiyle ilgilenen bir partiyiz. Bugün halkın gündemi açlıktır, halkın gündemi sefalettir yoksulluktur, işçinin, esnafın, kadının yaşadığı zulümdür. AKP’nin bu gündemi değiştirmek ve bu gündem üzerinden partimizi kriminalize etme çabalarından öteye gitmeyeceğini ifade etmek isterim. 

“Tüm Türkiye tecrit altına alınmak istenmektedir”

Halkın gündemleri arasında bunlar ve bir de halkın gündeminde tecrit meselesi vardır. Kürt sorununun şimdiye kadarki çözümsüzlüğünden kaynaklı sadece İmralı Cezaevi’nde Sayın Öcalan’a yönelik değil, tüm Türkiye tecrit altına alınmak istenmektedir. Partimize açılan dava da bu amaçla açılmıştır. Tecrit bir insanlık suçudur. Sayın Öcalan’a uygulanan tecridin aile ve avukat görüşlerinin yaptırılmaması, tecridin daha da derinleştirilmesi, bu ülkenin sorunlarına katkı sağlamayacaktır. Ülkenin gerçek anlamda bir barışa demokrasiye ve özgürlüklere ihtiyacı vardır. Bu yüzden diyoruz ki ne yaparsanız yapın, biz inandığımız yolda yürümeye devam edeceğiz. Yani halkımızın gerçek gündemleri ile ilgilenmeyi kendimize yol olarak seçtik ve bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Bu mesele sadece HDP’nin meselesi olmaktan çıkmak zorundadır. Hem HDP’yi kapatma konusu hem de vekilliklerin düşürülmesi meselesi sadece HDP’yi ilgilendiren bir mesele olmamalıdır Türkiye’de. 

“İlk sandıkta derslerini vereceğiz”

Tüm demokrasi güçlerine bir çağrı yapmak isterim. Bugün bize yapılan yarın mutlaka size yapılacaktır. İşte şimdi hep birlikte bu haksızlıklara, bu hukuksuzluklara hep birlikte karşı durmak hepimizin görev ve sorumluluğudur. Biz AKP hükümetine seçimlerde önümüze konulacak olan ilk sandıkta elbette derslerini vereceğiz ancak şimdiden demokrasi güçlerinin bir araya gelerek, birlikte AKP hükümetine bu fotoğrafı verme zamanı gelmiştir geçmiştir ve geçiyor. Evet, bu ülkede hiç kimsenin artık haksızlığa uğramayacağı, yok sayılmayacağı ve cezaevlerinde haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklu kalmayacağı bir ortamı hep birlikte yaratmak bizlerin görevidir. Şimdi halkımıza parti çalışanlarımıza il ve ilçe örgütlerimize buradan çağrı yapmak isterim: Hiç kimse enseyi karartmasın, hiç kimse moralsiz olmasın, herhangi bir kaygı ve herhangi bir şüpheye kapılmasın, HDP var olduğu sürece halkın yanında halklarımızın yanında olmaya ve demokratik siyaseti yürütmeye devam edecektir.” 

Newroz çağrısı

Herkesin Newroz’unu da kutlayan Buldan, “Türkiye’nin birçok yerinde büyük bir coşku ile büyük moralle Newroz Bayramımızı kutlamaya hazırlanıyoruz. Tüm Türkiye halklarını başta Kürtler olmak üzere Newroz’da birlikte hayal çekmeye, omuz omuza, birlikte demokrasi mücadelesini vermeye, buradan bir kez daha bu daveti ve çağrıyı yapmak isterim. Newroz pîroz be” dedi.

“2015’ten bu yana siyasi darbe süreci devam ediyor”

Buldan’ın ardından konuşan Eş Genel Başkan Mithat Sancar, “İktidar girdiği çözümsüzlük patikasından çıkma imkanlarını bütünüyle yok edecek adımlar atıyor, çözümsüzlük politikası bu ülkeyi karanlığa sürüklüyor” dedi. 2015’ten bu yana “siyasi darbe” sürecinin derinleşerek devam ettiğini söyleyen Sancar, “Siyasi darbe süreci, esas itibariyle HDP üzerinden yürütülse de hedef Türkiye’de demokrasi umudunu, özgür gelecek inancını yok etmektir. Açıkça söylemek gerekiyor; siyasi darbenin çeşitli aşamalardan geçerek geldiği nokta faşizmi kurumsallaştırmak ve tamamen yerleştirmektir” şeklinde konuştu.

“HDp güçlü bir fikriyattır, HDP halktır”

HDP’ye yönelik baskıların, faşizmi kurumsallaştırma yolunda kendilerine en büyük engelin kim olduğunun itirafı olduğunu dile getiren Sancar, “HDP taviz vermeyen duruşuyla, demokratik siyasetteki ısrarıyla, çözüm politikalarında inadıyla bu iktidarın ilerlemesinin önünde, başarmasını hedeflerine ulaşmasının önünde en büyük güç olduğunu göstermiştir. Daha önce yakın zamanda 4 Kasım 2016 darbe operasyonunun bir aşamasıyla arkadaşlarımız tutuklandı, o günden bu yana sayısız belediye başkanımız görevden alındı, sayısız yoldaşımız ve sayısız çalışanımız zindanlara tıkıldı, sandılar ki HDP bitecek, eriyecek ama tam tersi oldu. Çünkü HDP ne tek tek şahıslardan ibarettir ne binadır. HDP güçlü bir fikriyattır, HDP halktır. Halkı bitirmek mümkün olsaydı, bütün diktatörlükler ebediyen yaşayacak olacaktı. Ama tarihe dönüp baktığınızda, hiçbir diktatörlüğün kendine biçtiği ebedi ömrü asla yaşayamadığını, hatta onun binde birini tamamlayamadığını göreceksiniz” ifadelerini kullandı.   

İktidar ömrünü uzatmaya çalışıyor”

Sancar’ın açıklamaları şöyle:

“Yakın zamanda 28 Şubat gibi bir örnek var önümüzde, bin yıl süreceğini iddia etmişti 28 Şubat’ın sahipleri, bunu başaramadılar, kısa sürede tarihe gömüldü ama maalesef zihniyeti devam ediyor. 28 Şubat da 12 Eylül gibi, 27 Mayıs gibi, 12 Mart gibi bir darbe süreciydi, 4 Kasım 2016 da bir darbe sürecidir ve dün itibariyle bu darbe sürecine yeni bir boyut eklenmiştir. Bu hamleler hem değerli arkadaşımız Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin haksız hukuksuz bir şekilde düşürülmesi hem hakkımızda kapatma davası açılması, iktidarın çaresizliğini ve acizliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye’nin devasa sorunları vardır. Türkiye çoklu krizler içindedir. Bu krizlerin sebebi iktidarın kendisidir, bu iktidarın politikalarıdır. Çözüm üretmesi artık mümkün olmayan bu iktidar, şimdi başka manevralarla ömrünü uzatmaya çalışıyor, halkın ekmek ve özgürlük derdi var. Halkın barış özlemi var bunlara asla cevap verecek bir kapasitesi ve zihniyeti olmayan iktidardın seçtiği yol diktatörlük yöntemleri, hukuk dışı araçlar ve yönelimlerdir.

“Bizi bitirmeye çalıştıkça kendileri tükeniyorlar”

Bizi bitirmek onlar için bekalarını güvence altına almanın yolu gibi görünüyor ama bizi bitirmeye çalıştıkça kendileri tükeniyorlar. Bize yönelik her saldırı tükeniş itirafıdır, iktidarın tükendiğinin itirafıdır. Hukuku, adaleti, vicdanı, ahlakı bir kenara bırakarak, bu yolda yürümeyi sürdürebileceklerini düşünüyorlar, çok büyük yanılıyorlar. Bu yolda HDP kapatma davasının açılmış olmasına hiçbir şekilde aldırmadı, kararlı bir şekilde yürüyüşüne devam edecektir. Kapatma davasıyla arzuladıkları etkileri yaratma imkanları yoktur. Halkımız bunu net olarak bilsin. Bizim demokratik siyasette yürütmek için imkanlarımız çok gücümüz büyüktür. Halkımızın desteği, bizim en büyük servetimiz, en büyük moral ve inanç kaynağımızdır. Biz onların bu inancını bu desteği en ileri noktaya götürecek yolları bulacağız.

“HDP, ülkenin yönetimine ortak olma hedefini mutlaka gerçekleştirecek”

Bu yolların ne olacağını zaman içerisinde kısa sürede halkımız görecek, kamuoyuyla paylaşacağız. Demokratik siyaset yürüyüşü daha güçlü bir şekilde devam edecektir. HDP, bu ülkenin yönetimine ortak olma hedefini mutlaka gerçekleştirecektir. Bu ülkede HDP’siz bir yönetimin sorunları çözemeyeceğini herkesin iyi görmesi lazım. Kapatma davası, HDP’yi siyasetin dışına iterek iktidarı sürdürme hesapları, bu ülkenin bütün halklarına karşı ağır bir saldırıdır. Bütün demokrasi güçlerine, muhalefet partilerinin bu gerçeği açık bir şekilde görmesi gerekiyor. Bizim çağrımız HDP’ye yardım edilmesi çağrısı değildir. HDP halkına, tabanına, çalışanlarına güvenerek yoluna devam edecek güçtedir, inançtadır.

“Demokratik siyaseti korumazsak, darbeci zihniyet ülkenin tepesinde kalacaktır”

Çağrımızın amacı, bu ülkede demokrasi umuduna ve özgür gelecek inanınca hep birlikte sahip çıkma çağrısıdır. Burada ortaya konulacak tavır diktatörlüğün pekiştirilmesi senaryolarını durdurma tavrı olacaktır. Bunun için de demokrasiden yana derdi olan, adalet beklentisi olan, barış özlemi olan bütün çevreleri ve bireyleri bu gidişata karşı açık demokratik tavırlarını göstermeye çağırıyoruz. Demokratik siyaseti hep birlikte korumazsak, sadece darbeci yönetime kalacaktır meydanda ve sadece darbeci zihniyet olacaktır bu ülkenin tepesinde. Demokratik güçler olarak demokratik imkanlarla bu süreci durdurma sorumluluğumuz vardır. Bazı sınavların bütünlemesi yoktur. Bu sınavda bir kerede ya başarılı olursunuz ya da başarısız olursunuz. Telafisi olmayan sınavlarda yanlış tavır büyük kaybettirir, herkese kaybettirir.

“HDP, bu iktidara kaybettirecektir”

Bu karanlık tünelin ucunda ışık var ve o ışığı görüyoruz, biz o ışığa yürüyoruz, herkesin gözlerini o ışığa dikmesini bekliyoruz. HDP demokratik siyasette ısrarcıdır, HDP fikriyatı, halkla birlikte demokratik siyasette yoluna devam edecektir ve bu iktidara kaybettirecektir. Demokrasi güçlerin kazandıracaktır. Bunu daha önce gösterdik ve bir kez daha göstereceğiz. Bu konuda kimsenin şüphesi ve tereddüdü olmasın. Kapatma davası açmanın anlamı, bu iktidarın döneminin kapandığının itirafıdır. Kapatma davası açan İktidar, kendi döneminin kapandığını açık bir biçimde ortaya koymuştur. Kapatma davası hukuk üzerinden konuşulacak bir mesele değildir, ortada hukukla açıklanacak bir durum söz konusu değildir.

“Yargıtay bu davayı Saray’ın iradesinin gereği olarak açmıştır”

İddianame ortalıkta dolaşıyor. Bize resmen tebliğ edilmedi henüz. İddianameye şöyle hızla göz atarsanız eğer, gerçek iddianame ise bu göreceksiniz, saçmalıktan öte gerçekten hukuk tarihine çok büyük bir ayıp olarak geçecek bir belge ile karşı karşıya olduğunu görürsünüz. Hangi birini saysak bilemiyorum. Mesela bize isnat edilen, bazı arkadaşlarımız için siyaset yasağı gerekçesi yapılan yargılamalar, beraatla sonuçlanmış ama iddianameye delil olarak konulmuş. Meclis konuşmalarımız dosyaya konulmuş ama bunlar kapatma davasının gerekçesi olamaz anayasaya göre. Bu mevcut anayasa bile böyle bir kapatma davasına cevaz vermiyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasaya, kanunlara ve uluslararası sözleşmelere aykırı davranmıştır, bunları bir kenara koymuştur. Başsavcılığının esas aldığı tek şey var, sarayın iradesi. Yargıtay Başsavcılığı bu davayı Saray’ın iradesinin gereği olarak açmıştır, hukukun gereği olarak değil. Bu nedenle tartışılacak olan hukukilik, hukuka uygunluk meselesi değil, siyasi operasyonun niteliğidir. 

“Halkımız Newroz meydanlarında iradesine coşkuyla sahip çıkacaktır”

Biz başaracağımızdan eminiz, dün itibariyle korkuları daha da büyümüştür kapatma davası açmak korkularının bir yansımasaydı, hedefleri bizi etkisizleştirmek olabilir ama tam tersi oldu. Korkularını herkes gördü, gücümüzü de yine bizler görüyoruz, bu yürüyüşte halkımızın desteğinin ne kadar büyüdüğünü de bütün Türkiye ve dünya görecektir. Önümüzde Newroz var, halkımız Newroz meydanlarında iradesine coşkuyla sahip çıkacaktır. Hazırlıklarımız tamamlanmıştır. Buradan bir kez daha Kürt sorununa demokratik çözüm, Türkiye demokrasisinin yeniden inşası, hukuk devletinin yerleştirilmesi mesajları, barış özlemi güçlü bir şekilde dile getirilecektir. Türkiye halkları Newroz meydanlarında yan yana her halk türküsü ile, kendi halayıyla o meydanlarda bulunacaktır. Hep birlikte o yakın görünen ışığa yürüyüşümüz devam edecektir. Newroz kutlu olsun, Newroz pîroz be.”

HDP’nin yol haritası ne olacak?

Açıklamanın ardından eş başkanlar, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. “Yol haritanız nedir?” sorusuna Eş başkanlar, “Yol haritamızı belirleyeceğiz, bugün olağanüstü MYK toplandı, hafta sonu Newroz Bayramı’nı kutlayacağız. Fakat daha sonra bütün yapımızla, PM, Kadın Meclisimiz, il ve ilçe örgütlerimizin görüşlerini alarak, elbette ki HDP bir yol haritası çıkaracaktır. Bu çıktıktan sonra kamuoyu ile paylaşacağız. Şuan henüz belirlenmiş bir yol haritamız yok. Biz mücadelemize devam edeceğiz” yanıtını verdi.  MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “HDP açılmamak üzere kapatılsın” açıklamasına ise Eş başkanlar, “HDP dükkan değil ki, bunu daha önce de söyledik, halkı kapatabiliyorlar mı? Bu fikriyatı kapatabiliyorlar mı? Siyaset yoluyla bizimle baş edebiliyorlar mı? Biz siyaset yoluyla bunca yıldır pek çok kazanımın gerçekleşmesinde rol oynadık. Çok çeşitli saldırılara göğüs gererek, büyüyecek şekilde yolumuza devam ettik, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz” dedi.

Abdullah Öcalan’a ilişkin iddialar

Eş başkanlar, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarıyla ilgili iddialara ilişkin soruya ise, “Bu ülkede hiçbir şey tesadüfi değildir. AKP ve MHP’nin yapmak istediği, planlı programlı Türkiye halklarının demokrasi mücadelesini boşa çıkarmakla ilgilidir. Hem Sayın Öcalan ile ilgili çıkan haberler hem Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi hem de partimizi kapatma girişiminin, birkaç gün içinde bu üçünün yaşanması ve gelişmesi elbette tesadüf değildir. İmralı ile ilgili söylemler kaygı vericidir, hiç zaman kaybetmeden İmralı ile bir görüşmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Ya avukat görüşü ya aile görüşü, çünkü uzun süredir bir görüşme yapılmıyor. Bu haberlere istinaden acilen Sayın Öcalan ile bir görüşme yapılmasını elzem bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu haberlerin tesadüfi olmadığını biliyoruz. Kararların saraylarda alındığını da biliyoruz. Birbirlerine yaptıkları ziyaretlerde vermiş oldukları sözleri dile getiriyorlar” ifadelerini kullandı.